Toplumsal Barışın İnşasında Hukukun Rolü-2 Hukuksal Düzenlemeler Neden Yapılmalı, Neler Yapılmalı?

Dicle Toplumsal Araştırmalar Merkezi (DİTAM), kurulduğu 2010 yılından bu yana sivil toplum örgütlerini ve belirlenen temada uzman kişileri dahil ederek çalışmalarını yürütüyor. Bu kapsamda 8 Kasım 2025 tarihinde Diyarbakır’da ‘Toplumsal Barışın İnşasında Hukukun Rolü (2) Hukuksal Düzenlemeler Neden Yapılmalı, Neler Yapılmalı’ başlığıyla bir toplantı düzenledik. İki oturum halinde toplantıda aşağıdaki konular üzerinde tartışmalar yürütüldü; 

Çalışmanın ilk oturumunda Hukuksal Düzenlemeler Neden Yapılmalı? başlığı üzerinde akademisyenlerden Prof. Dr. Nilgün Toker, Doç. Dr. Dilan Mızrak ve Doç. Dr. Salim Orhan görüşlerini sundu.

Çalışmanın ikinci oturumunda ise Toplumsal Barışın İnşasında Hukuksal Düzenlemelerde Neler Yapılmalı? başlığı üzerinde DEVA Partisi Milletvekili Av. Mehmet Emin Ekmen, CHP Milletvekili Av. Sezgin Tanrıkulu ve DEM Parti Milletvekili Av. Serhat Eren görüşlerini sundu.

Toplantının açılış konuşmasını DİTAM Yönetim Kurulu Başkanı Mesut Azizoğlu, gerçekleştirdi. Azizoğlu, açılış konuşmasında TBMM’de kurulan Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu’nun çalışmalarının ardından gerekli yasal düzenlemelerin yapılması ile ilgili toplumda beklenti oluştu. Komisyonda öncelikli olarak sürecin hukuksal altyapısını oluşturmakla ilgili bir beklenti var. İkinci olarak da toplumsal rızanın üretilmesi, adalet duygusunun sağlanması ve geleceğe yönelik ortaklaşmayla ilgili beklentiler var; biz de bugün bu tartışmalar ekseninde bir toplantı yürüteceğiz,” dedi.

Barış ancak adaletin tesisi ile mümkün

İlk oturumda ilk konuşmacı olarak düşüncelerini aktaran Prof. Dr. Nilgün Toker, “Adını nasıl tarif ettiğimizden öte büyük bir irade ve savaşmama kararı çok önemli. Kürt meselesi çözülmemişken bu sorunu siyaset aracı ve başka yöntemlerle çözme iradesi devrimci bir karardır. Barış ancak adaletin tesisi ile mümkün olacaktır. Baskıcı rejimler hukukun altını boşalttı ve buna karşı yeni bir hukuk inşa edilmelidir. Yeni rejimlerde hukuk artık egemenliğin keyfiyetini meşrulaştıran bir gösteri alanı, rıza üreten bir mekanizma değil, sadakat ve korku üreten bir mekanizmadır. Akıl yerine duyguların içine karıştığı, içeriğinden tümüyle boşaltılmış bir hukuk var,” diye konuştu.

İlk oturumun moderatörlüğünü Av. Ahmet Özmen’in yaptığı çalıştayda konuşmacılar özetle şu noktalara değindi.

‘Üçüncü gözün varlığı önemli’

Doç. Dr. Dilan Mızrak ise IRA ile yapılan barış antlaşmasının referanduma sunulduğunda %70, FARC ile yapılan barış anlaşması ise referandumda %49,2’de kaldığını aktardı. Dilan Mızrak, “Dolayısıyla her sürecin farklı olduğunu bilmek gerekiyor ama geçmiş deneyimlerden faydalanmalıyız. Bir kere üçüncü gözün, kolaylaştırıcının varlığı en önemli unsurlardan biri. Şu anda bir komisyon var ama tek bir komisyon yetmez; hakikat ve uzlaşma komisyonu, insan hakları ve kültürel kimlik hakları, yasa izleme komisyonlarının da kurulması gerekli. Türkiye’de Kürt meselesi söylendiği gibi 50 yıllık bir mesele değil. Gerçek anlamda Kürt meselesinde bir çözüme ulaşmak istiyorsak, bin 500’lü yıllara gidip Kürtler neden ikinci sınıf olarak görüldü diye bir tarih okuması yapılması gerekiyor” ifadelerini kullandı.

Dilan Mızrak ayrıca umut hakkı ve kayyım uygulamasından vazgeçilmesi gibi kararların negatif barış açısından önemli olduğunu, ancak bir daha silah kullanılmaması için meselenin derinden analiz edilmesi gerektiğini de kaydetti.

‘Yasal düzenlemelere ihtiyaç var’

Dicle Üniversitesi Hukuk Fakültesi öğretim üyesi Salim Orhan da cumhuriyet ile yaşıt bir sorunun konuşulduğunu, bunun 40 yılının acı ve şiddetle geçtiğini kaydetti. Bunun sonuçlarının doğru tespit edilmesinin çözüm için de kolaylaştırıcı olacağını, hukukun barışı inşa etmenin aracı olabileceğini ve dünya örneklerine bakıldığında süreçlerin çok uzun sürebildiğini aktaran Orhan şu noktalara da değindi. “Bu süreci öncelikli kalıcılaştıracak acil yasal düzenlemelere ihtiyaç var. Daha sonra pozitif barış sürecine evrilecek yapısal yasa değişikliğine ihtiyaç var. Kısa vadede yapılması gereken düzenlemeler entegrasyon yasalarıdır. En azından silahtan arınma ve topluma dâhil etme süreçlerine bakıldığında 21 gün ile sonuçlanan 4 yıla kadar bu sürecin çıktığını da görebiliyoruz,” diye belirtti.

Orhan seçim ve siyasi partiler yasasının değişmesi gerektiğine dikkat çekti. “İdari pratiklerle bu sürece adım atılabilir: idare ve gözlem kurulunun kaldırılması, TMK’nın kaldırılması, terör tanımının netleştirilmesi önemli. Siyasetin yolunu açarsanız şiddet de azalır.” dedi.

İkinci oturumun moderatörlüğünü Av. Barış Yavuz’un yaptığı çalıştayda ilk olarak CHP Milletvekili Sezgin Tanrıkulu konuştu.

Kürt meselesi sadece bir güvenlik meselesi değil

Tanrıkulu, “Kürt meselesi sadece bir güvenlik meselesi değil. Toplumsal güveni artıracak yasal adımların atılması gerekiyor” dedi. Tanrıkulu, Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu’nun çalışmalarının önemine değinerek “Adım atmak yerine siyasi baskı gerçekleştiriliyor. Bunların ortadan kaldırılması gerekiyor. 29 maddelik, 27 sayfalık bir öneriyi komisyona aktardık. Bunların da yerine getirilmesini bekliyoruz” şeklinde konuştu.

Çatışma halinin kurumsal olarak ortadan kaldırılması önemli

Demokrasi ve Atılım Partisi (DEVA) Partisi Milletvekili Mehmet Emin Ekmen, sürecin topluma anlatılmasının önemine vurgu yaptı. Ekmen, “Mevcut durum ile yüzleşmemiz gerekiyor. Çatışma halinin kurumsal olarak ortadan kaldırılması önemli. Zihin dönüşümü ile bunun gerçekleştirilmesi gerekiyor. Silah bırakılması sonrası ne tür yasaların yapılması gerektiğinin belirlenmesi gerekiyor. Özerk bir yasa çıkarılması gerekiyor. 1999’da ve Habur’daki tasfiye girişimlerini gördük. Bunun sonuçlarını da gördük. Yasal zeminin kapsayıcı bir şeklinin olması gerekiyor,” diye konuştu.

Kürt sorununun siyasal ve hukuksal zemine çekilme uğraşı var

Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Diyarbakır Milletvekili Avukat Serhat Eren, çatışmalı sürecin ülke ekonomisine zararlarına değindi. Eren Kürt meselesinin sadece Kürtleri değil, tüm halkları ilgilendiren bir mesele olduğunu söyledi. Ayrıca “27 Şubat silah bırakma, geri çekilme kararları” Sayın Öcalan’ın ortaya koyduğu paradigmada ısrarcı olduğunun bir göstergesidir. Kürt sorununun siyasal ve hukuksal zemine çekilme uğraşı var. Bu sürecin sonuca evrilmesi için hukuki zeminin oluşturulması gerekiyor,” dedi.

Eren, komisyonun İmralı’ya giderek Abdullah Öcalan ile görüşülmesi gerektiğini belirterek, şunları söyledi: “Dünya deneyimlerinde de bunu gördük. Yapılan görüşmelerin sonucunda barış süreçleri olumlu sonuçlandı. Görüşmelerin sonucunda toplumsal barış inşa edilmiştir. Komisyonun bir an önce İmralı’ya gitmesi barış için önemli bir adımdır.”

Çalıştay toplantıya katılan sivil toplumun temsilcileri ve aktivistlerin katkılarını sunduğu soru-cevap bölümüyle sona erdi.

Çalışma sonucunda Toplumsal Barışın İnşasında Hukukun Rolü-2 adıyla hazırlanan rapora buradan ulaşabilirsiniz.

İlgili Yazılar

en_GBEnglish (UK)